Prof. Dr. Ahmet SALTIK MD, BA, LLM
Hekim, Hukukçu-Sağlık Hukuku Uzmanı, Siyaset Bilimci
Türk Hukuk Kurumu Onur Kurulu Başkanı
www.ahmetsaltik.net profsaltik@gmail.com
facebook.com/profsaltik X : @profsaltik
https://www.instagram.com/ahmet_saltik
Komedyen Deniz Göktaş, stand-up gösterilerinde kullandığı kimi sözleri yüzünden,
basmakalıp (klişe) gerekçeyle “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” ve
“cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla gözaltına alındı, ters kelepçe uygulandı
ve bu görüntüler basına iletildi.
Göktaş’ın avukatı, hakkında madde kullanımı suçlaması olmamasına karşın saç, kıl,
tırnak örneği alındığını açıkladı.
***
İşkence ve diğer zalimce, insanlık dışı ya da aşağılayıcı işlem (muamele) veya
ceza mutlak olarak yasaktır. Bu yasağın ayrık (istisna) durumu yoktur.
BM İşkenceye Karşı Sözleşme, İHAS (İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi) ve
Anayasa m.17; devletin işkence ve kötü muameleyi önleme, ilgili savları (iddiaları)
etkili soruşturma ve sorumlulara yasal yaptırım uygulama yükümlülüğünü tanımlar.
***
Giderek yaygınlaştırılan ters kelepçe
Giderek artan ters kelepçe takılması, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 1 Nisan 2004 tarih
ve 2004/68 sayılı genelgesi ile savunulmaktadır. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu md.93,
yasaya açıkça aykırı bu genelgeyi temelsiz ve geçersiz kılmaktadır.
Anılan yasa maddesi, ellerin önden kelepçelenmesine bile gözaltına alınanın kaçma,
kendisi veya başkalarının yaşam ve beden bütünlüğüne tehlike oluşturacağına ilişkin
belirti varsa, yani ancak zorunlu ise olanak vermektedir.
Yineleyelim; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 93. maddesi
“Yakalanan veya Tutuklanan Kişilerin Nakli” başlığı altında düzenlenmiştir.
Madde metnine göre, nakledilen kişilere kelepçe takılması belirli koşullara bağlanmıştır.
Maddenin tam metni :
• CMK md.93 – (1) Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen
kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri
bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hallerinde kelepçe takılabilir.
***
Ters kelepçe, postüral / fiziksel bir işkencedir!
Bu uygulama akut ve kalıcı bedensel yaralanmaya, ruhsal örselenmeye (travmaya)
ve aşağılanma duygusuna neden olabilir.
Açıkça toplumu korkutma ve sindirme amaçlıdır.
***
CMK’nın 93. maddesindeki koşullar (kaçma kuşkusu, can güvenliği tehlikesi vd.)
oluşmadığı halde kişilere keyfi olarak kelepçe ve özellikle ters kelepçe uygulanmasına
karşı verilmiş çok sayıda kesinleşmiş Anayasa Mahkemesi (AYM),
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay kararı bulunmaktadır.
Bu kararlarda, direnç göstermeyen veya kaçma kuşkusu olmayan kişilere
ters kelepçe takılması
kötü muamele,
eziyet veya
insan onuruyla bağdaşmayan muamele (işkence yasağı ihlali)
olarak kabul edilmektedir. ;
***
Yargı kararlarının odaklandığı noktalar ve kolluğa verilen cezalara örnekler
Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararları
AYM, zor kullanma yetkisinin bir cezalandırma veya aşağılama aracı olarak
kullanılamayacağını, kelepçenin ancak zorunlu hallerde (CMK 93) takılabileceğini
net olarak belirtmektedir.
Beyza Kural Yılancı Başvurusu (B. No: 2016/78497):
Gazetecilik yaparken herhangi bir direnç göstermediği halde ters kelepçe takılarak
gözaltına alınmaya çalışılan başvurucu hakkında AYM, kötü muamele yasağının
ihlal edildiğine karar vermiştir. AYM bu kararında, gerekmediği halde kelepçe
(özellikle ters kelepçe) takılmasını kolluğun maddi güç kullanımında
“zorunlu sınırın aşılması” olarak nitelendirmiştir.
Arif Haldun Soygür Başvurusu:
AYM bu örnek (emsal) kararında, kelepçe takmanın kolluğun maddi güç kullanımının
bir çeşidi olduğunu ancak bunun bir cezalandırma aracı olmadığını vurgulamıştır.
Cihan Koçak Başvurusu (B. No: 2014/12302):
Başvurucunun saatlerce elleri arkadan ters kelepçeli tutulmasını AYM, “eziyet” olarak
değerlendirmiş ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmetmiştir.
***
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları
AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi (İşkence ve Kötü Muamele Yasağı)
kapsamında kelepçe kullanımını sıkı koşullara bağlar.
AİHM içtihatlarına göre, gözaltına alınan kişinin teslim olduğu, direniş göstermediği ve
kaçma tehlikesinin bulunmadığı durumlarda kelepçe takılması, hele fiziksel olarak kişiyi
çok daha fazla zorlayan ters kelepçe uygulanması tek başına 3. maddenin ihlali sayılır.
Raninen – Finlandiya, Erdoğan Yağız – Türkiye davaları).
Mahkeme, kamuya açık alanda haklı gerekçe olmadan ters kelepçe takılmasını
kişiyi küçük düşürme amacı taşıdığı için insan onuruyla bağdaşmayan muamele
olarak kabul etmektedir.
***
Kolluğa Verilen Cezalar ve Yargıtay Kararları
CMK 93’e aykırı olarak ve orantısız güç kullanarak ters kelepçe uygulayan kolluk görevlileri
hakkında Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında doğrudan ceza sorumluluğu doğmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ceza dairelerinin bu konudaki yaklaşımı şöyle:
Zor Kullanma Yetkisine İlişkin Sınırın Aşılması (TCK md.256): Kolluk, yetkisini aşarak
orantısız güç (gerekmediği halde veya cezalandırma amaçlı ters kelepçe) uygularsa
TCK’nın 256. maddesi uyarınca kasten yaralama suçundan yargılanır. Kötü Muamele
ve Eziyet (TCK m. 96): Ters kelepçenin uzun süre uygulanması, omuz eklemlerine
zarar vermesi ve kişiye sistematik olarak acı çektirmesi durumunda kolluk görevlileri
“Eziyet” suçundan cezalandırılır.
***
Görevi Kötüye Kullanma (TCK m. 257):
Kelepçe takma koşulları oluşmadığı halde keyfi olarak bu koruma tedbirine başvurulması
görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur.
Özetle :
Yargı organları, CMK 93’teki somut kaçma veya saldırı tehlikesi kanıtlanmadığı sürece
ters kelepçe uygulamasını hukuka aykırı bulmakta,
bunu uygulayan kolluk hakkında idari soruşturmaların yanı sıra
adli olarak kasten yaralama (zor kullanma sınırının aşılması)
veya eziyet suçlarından mahkumiyet kararları verilmesinin önünü açmaktadır.
AYM ve AİHM ihlal kararlarının ardından, ilgili kolluk görevlileri hakkında etkin soruşturma
açılması ve yargılanmalarının sağlanması yasal zorunluluktur.
Kolluk, Anayasa md. 137 ile düzenlenen “Kanunsuz emir” buyruğuna mutlak uymalı;
yetkililer de bu anayasal buyruğa aykırı kanunsuz emir asla vermemelidir.
***
İktidarı ve ilgilileri; hukuka, insan onuruna mutlak saygıya bir kez daha çağırıyoruz.




