Ana SayfaArşivMakalelerİMAMOĞLU'NA HAPİS VE SİYASİ YASAK

İMAMOĞLU’NA HAPİS VE SİYASİ YASAK

 

     İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) 19 Mart 2025’ten bu yana kanıtlanmamış birtakım suçlamalarla tutuklu olan, o nedenle İçişleri Bakanlığı’nca anayasanın 127., Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca “geçici bir tedbir olarak” görevinden uzaklaştırılan başkanı Ekrem İmamoğlu, 25 Ekim 2022 günü Tuzla İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi 3. Kademesi’nin açılışında Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın yaptığı konuşma üzerine kendi konuşmasında “kamu görevlisine hakaret” ettiği iddiasıyla yargılandığı İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nde iki kez beraat ettikten sonra istinaf yoluyla başvurulan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, bozma kararıyla dosyayı yeniden incelenmek üzere ilk derece mahkemesine geri gönderdi. Arada İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki hâkim değişikliğinden sonra İmamoğlu, 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı; ayrıca hakkında siyasi yasak kararı verildi (Türk Ceza Kanunu (TCK), m. 125/3a; 53/1a-b, 5).

KAMU GÖREVLİSİNE HAKARET İDDİASI

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın yaptığı konuşma bağlamında kullandığı “nezaketsiz” sözcüğünün “kamu görevlisine hakaret” sayılması, TCK’nin 125. maddesindeki “hakaret” tanımını aşan bir zorlamadır. Bu maddeye göre: “Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.” (f. 1) Dolayısıyla aynı maddede verilecek cezanın alt sınırını en az bir yıl olarak belirleyen ağırlaştırıcı nedenler arasında bulunan “kamu görevlisine görevinden dolayı” hakaret söz konusu olamaz (f. 3a).

İLK DERECE VE İSTİNAF MAHKEMELERİNİN KARARLARI 

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 223. maddesinin 2. fıkrasında “beraat kararı” verilmesi gereken durumlar arasında eşanlamlı farklı ifadelerle “b) yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması” ve “e) yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması” yer almaktadır. İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin beraat kararları bu hükme dayanmaktadır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi’nin ilk derece mahkemesinin kararını bozması ve dosyayı yeniden incelenmek üzere geri göndermesi ise esastan değil, usul yönündendir. Kararda bu konuda gerekçe olarak “genel hükümlere göre duruşma açılarak yapılan yargılamada sanığın yasa ve yöntemine uygun olarak savunmasının tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” gösterilmiştir.

Fakat bu durum, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan İmamoğlu’nun elinde olmayan nedenlerden kaynaklanmıştı. İmamoğlu, Kartal’da bulunan İstanbul Anadolu 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma için yola çıkarılmış; yolun yarısında bozulduğu söylenen araçla Silivri’ye geri dönülmüş; o nedenle duruşmaya katılamamıştır. Bu olay üzerine 11 Eylül 2026 günü yapılan duruşma, Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısındaki salona alınmıştır. Duruşmada hazır bulunan İmamoğlu savunmasını yapmış; eski Tuzla Belediye başkanı ve şikâyetçi Şadi Yazıcı’ya hakaret iddiasını reddetmiş, sözlerinin Yazıcı’nın sergilediği nezaketsizlikle ilgili bir durum tespitinden ibaret olduğunu söylemiştir. Böylece İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin bozma gerekçesi de ortadan kalkmıştır.