FON VE VURGUN!

“Fon krizi” tanımı, ülkemizde yapılan vurgunun sistem ile yapısal bağını gizlemeye, kişi eylemine indirgenmeye odaklanıyor. Oysa ortada daha önce yaşananlara benzemeyen, büyük çaplı “sermaye piyasasında örgütlü şekilde dolandırıcılık” var. Kapsam öyle büyük ki ne yapsalar, bunu bir kişi eylemine indirgemek olanaklı değil!

Fon vurgunuyla “100 milyondan fazla kazanan vurguncu” sayısı, adalet bakanının açıklamasına göre, 214 isim! Bunlardan 141’i gerçek kişi, 73’ü ise şirket. Bu 214 isim, üç fondan toplam 187 milyar 653 milyon lira kazanmış! Yani ortalama kazanç kişi başına 714 milyon lira, şirket başına 1 milyar 190 milyon lira.

VURGUN ÇOK, SORUMLU YOK

Ne çok ve ne kadar büyük para! Ancak bunlara karşın; foncuların listesi kamuoyuna açıklanmıyor. Tüm ilgililer ve görevini yapmayan devlet kurumları ile ihmali olan yetkililer hakkında soruşturma başlatılmıyor. Sermaye Piyasası Kurulu üyelerinin, Devlet Denetleme Kurulu (DDK) başkanının istifa etmesi istenmiyor. Şirketlerin tüm varlıklarına el konulmuyor! Kamuoyunda bilinen siyaset alanındaki kişilerin mallarına ya tedbir konulmadı ya da kısa süre ile tedbir konulup kaldırıldı! Bunun yerine muhalefete dönerek ‘bizimkiler çalmış tamam ama sizinkiler de çalmaktan yargılanıyor!” şeklinde savunular, bilgiyi paylaşan muhalefete “siyasi parti değil, iftira merkezi” suçlaması yapılıyor! Öte yandan fon skandalını araştırmakla görevlendirilen DDK’nin başındaki isim aynı zamanda Borsa İstanbul yönetiminde yer alıyordu.

Bu konuda haber ve yorum yazan gazeteciler hakkında soruşturma başlatılıyor, tutuklama ve adli tedbir kararları veriliyor. Ve biz, yurttaşlar; yoksulluğumuz, işsizliğimiz, sosyal ekonomik eşitsizlikler, zamlar, yüksek enflasyon altında bükülen bellerimiz, daha çok üreterek, daha çok çalışarak daha çok fakir kılındığımız bu siyasal ve ekonomik sistemin yarattığı sorunların ağırlığı altında eziliyoruz. Bir yandan süren belediye operasyonları, yargılamalar, parti değiştiren belediye başkanlarının oluşturduğu gündemin dağıttığı algılarımızı toplayarak, anayasal hakkımızı kullanarak bilmek istiyoruz ve soruyoruz:

REJİMİN YARATTIĞI SONUÇ

Neden iktidar vurguncuların isimlerini halktan gizlemeye devam ediyor? Bu şirketlerin tüm varlıklarına neden el konulmuyor? “Ucu nereye giderse gitsin, sonuna kadar gideceğiz” diyen irade karşısında, piyasa dolandırıcılığı ile ilgili “TBMM’de araştırma komisyonu kurulsun ve araştırılsın” önergesi, AKP ve MHP oylarıyla neden reddediliyor? Soruşturma, neden yalnızca 2024 ve sonrası dönemde yapılan şaibeli işlemler için yürütülecek? Neden yalnızca “100 milyondan fazla kazanan” vurguncular soruşturmaya konu olacak? Bu miktardan az kazananlar ne olacak?