“Sitemizde yayınlanan makalelerden yazarlarımız sorumludur. Hiçbir şekilde Kurumumuzu temsil etmez.”
Prof. Dr. Ahmet Saltık
Türkiye, tarihinin en kritik yönetselpolitik eşiklerinden birinde. Bakan Gürlek’in açıklaması ve kulislere yansıyanlarla, ağustosun ilk haftasında TBMM gündemine getirilecek “çerçeve yasa” önerisi kamuoyunda çok haklı olarak yoğun tartışma yarattı. İktidarın “terörsüz Türkiye” tuzağıyla pazarladığı süreç, biçimsel bir hukuksal düzenlemenin ötesinde, bütüncül (üniter) yapıyı, tarihsel belleği ve jeopolitik geleceğimizi doğrudan ilgilendiren köklü kırılmalar, dönüşümsüz olabilecek riskler taşımakta. Peki, hukuksal ve siyasal bağlamda “çerçeve yasa” gerçekte neyin çerçevesini çizmekte? Soru kritiktir.
HUKUKSAL GERÇEKLİK VE ÇELİŞKİLER SARMALI
Çerçeve yasa; belirli bir alanın genel ilkelerini belirler, kuralların özü ve uygulama ayrıntılarını alt düzenlemelere bırakır. Ancak güncellenen taslak çalışması, teknik bir düzenlemeden çok, Öcalan ile siyasal uzlaşmanın hukuksal kalıba dökülmesi. Yaşam boyu hükümlü terör örgütü başı ile anlaşma!
– Sıralı işleyiş çelişkisi: Taslağın temel felsefesinde, bölücü taşeron örgütün silah bırakması ve kendini feshetmesinin hukuksal güvenceye bağlanacağı öngörülmekte. Ancak bilgimize göre PKK/ KCK’nin hele YPG’nin henüz somut, denetlenebilir, eksiksiz silah bırakma eylemi yok! Tüm silah-mühimmatın teslimi ve kimlikle balistik incelemesi saydamlıkla sağlanmadan suça karışma anlaşılamaz; af-denetimli serbestlik, devleti terör örgütünün takvimine mahkûm etmektir.
– Kapsam ve belirsizlik: Asker-polis şehit edenlerin kapsam dışı tutulacağı belirtilse de “suç işleyen-işlemeyen” ayrımının nasıl yapılacağı belirsiz ve çok güç. Yineliyoruz, her sahipli silahın balistik incelemesi zorunlu. 3-5 yıl denetim, sonra siyasete girme hakkı toplumsal adaleti sağlamadan çok uzak, vicdanları kanatarak dışarıdan meşruluk alan AKP iktidarınca “el mahkûm” dayatılıyor!
TARİHSEL BELLEK VE CUMHURİYET REJİMİ HEDEFİ
Dört bin sayfayı aşan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Tutanağına dayalı 83 sayfalık özet rapor, salt terörün sonlandırılmasını değil, Cumhuriyetin kuruluş felsefesini yeniden tanımlayan (!) ithal ideolojik önermeler içermekte. Raporda 1924 Anayasası ve Cumhuriyetin ilk yılları hedef alınarak, Kürt isyanlarının meşrulaştırılması asla kabul edilemez tarih çarpıtmasıdır. On binlerce masum yurttaşın ölümüne, engelli kalmasına yol açan emperyalizmin maşası terör örgütü başının kurucu önder konumuna yükseltilmesi ihaneti, 100 yıllık Cumhuriyet rejimine karşı yürütülen sistemli tasfiye politikasının parçasıdır. “Çerçeve yasa” Anayasal vatandaşlık tanımını (m.66) tartışmaya açma ve “özgür yurttaş” kisvesi ile etnik kimlikleri ayrıştırma; ulus-devlet ve üniter yapıyı yıkma amaçlıdır.
KÜRESEL EMPERYALİZMİN BÖLGESEL TASARIMI
Bu sefil kumpası halka yutturmak olanaksızdır. Eli kanlı haydut devlet öncülüğünde Suriye, Irak, İran ve Türkiye topraklarında Genişletilmiş Ortadoğu Projesi-BOP ile uydu devlet senaryosu hızla sürmektedir. Emperyalizm hiçbir mazlum halka özgürlük ve gönenç getirmemiş; aksine Vietnam’dan Irak’a, Suriye’den Libya’ya dek kanlı çatışmalarla parçalamıştır. Türkiye’nin bu yeni Sevr’e karşı çok uyanık olması zorunludur. 87 milyon yurttaşın ortak yaşam bağları, dinsel-etnik köken temelli güdümlü ayrımcılık tohumlarından güçlüdür. ABD PKK’yi verse de PYD-YPG’yi çok güçlü ve kalıcı olarak donattı Suriye’de.
NE YAPMALI? HUKUK VE DEMOKRASİ TEMELLİ DİRENÇ
Ulusal birliği, laik Cumhuriyeti korumak için yapılması gerekenler çok net, ivedi ve kaçınılmazdır:
1. Meşru mücadele: Muhalefet partileri, TBMM komisyonu ve Genel Kurul’da en sert muhalefeti sergilemeli, taslağın ülkeyi sürükleyeceği bölünme planını millet kürsüsünden haykırmalıdır.
2. Yargısal denetim: Yasa RG’de yayımlanınca, anayasanın başta eşitlik, temel ilkelerine aykırılığı gerekçesiyle AYM’de iptal davaları açılmalı; tüm yerliyabancı işbirlikçiler teşhir edilmelidir!
3. Kamuoyu bilinci: Şehit-gazi dernekleri, barolar, sivil toplum kuruluşları toplumsal direnç hattı örmeli; ülke-ulus bütünlüğünden asla ödün verilmeyeceği kesin bir kararlılıkla vurgulanmalıdır.
Son söz: Taslak kamuoyuna hemen açıklanmalı ve yeterli sürede çok kapsamlı olarak tartışılmalıdır.
Reçete, emperyalist odakların masalarında değil, bu toprakların bin yıllık kardeşlik ve ortak tarih bilincindedir. Cumhuriyete diz çöktüremeyeceksiniz! Tarihsel sorumluluğumuz, işbirlikçi bölyönet oyunlarına karşı TC’nin bağımsızlık ve egemenlik haklarını son nefese dek savunmaktır. Kuvayı Milliye bilinci, kararlılığı, deneyimi, gücü ve mutlak meşruluğu ile bu emperyal oyunu da bozacağız!




